8 Ekim 2015 Perşembe

Umutsuzluk,Umutsuzluk ve Yine de Bir Umut

Gökyüzünün bulutları ağırladığı zamanlarda metro yolculuğunu çok seviyorum.Kafamda senaryolar kuruyorum kendi kendime ve istasyona yaklaştığımı anca fark ediyorum.
 Yaşam için enerjim kalmadı resmen.Yorgunum...Ruhen ve bedenen çökmüş hissediyorum.En ufak şeyleri bile kafama takmada o kadar ustayım ki.Zamanımı boşa harcamaktan ve yaptığım etkinlik listelerine uymamaktan nefret ediyorum.Hep başkalarının işine koşmaktan kendimi öylesine unuttum ki.Hayır,ben arka koltukta unutulmuş gibi değil,arka koltuğa zincirlenmiş gibi hissediyorum.Kendimi yeniden sıkıştırdım içimdeki o küçük dünyaya ve yeni dünyalar keşfetmeye hiç niyetim yok gibi.Yalnızlık bir yaşam biçimi ve ben bu yaşam biçiminin müptelasıyım.Sanki terk edilmiş ve gidenlerin arkasından öylece bakakalmış biri gibiyim.Tüm bunlara rağmen öğreniyorum kendimle barışmayı ve bu dünyada kendimden başka dostumun olmadığını.İnsanların beni sevip sevmemesini umursamıyorum bile artık.Niye umursuyordum ki onu da anlamıyorum şimdi.
 Yaşadığımı hissetmiyorum bazen.Ya şarkıların içine karışıyorum ya da gökyüzünün seyrine dalıp kendimi unutuyorum.Yaşadıkça öğreniyor insan her şeyi.Ve ben geçtiğimiz salı 20 yaşımı doldurmama rağmen hala kim olduğumun farkına varamadım.Değiştiğimi söyleyenler oluyor.Eskiden daha mutluydun sen diyorlar.Belki de yoruldum artık mutluymuş gibi görünmekten.Kendimi aramaya devam edeceğim.Kendimle barışık olmayı tamamen öğrendiğim,kendime döndüğüm o günler de gelir bir gün belki.Ben her zaman bekleyeceğim.Çünkü şuanda tek yapmam gereken şey bu gibi.

1 yorum:

  1. Stres... yaşam... aman sıkıntı... :(

    Ama yaşamak güzel ya! :)

    YanıtlaSil