3 Ekim 2014 Cuma

Metro İsyanım ve Takıntılarım



Hayatımın yarısı metro ve otobüs beklemekle geçiyor ve zamanımın yarısını yolda harcamak zoruma gidiyor.Üç haftadır bu böyle sürüyor.Yol boyunca gide gele kitap bitirdim ve mp5'imdeki bütün şarkıları dinledim neredeyse.Bu böyle dört yıl daha sürecek.Normalde iki otobüsle okulda olacağıma nereden çıktı bu metro bir türlü anlayamadım.Ara sıra metroların arızalandığını da söylemeden geçemeyeceğim.Bir buçuk saat yol gidiyorum.En azından doksan dakika var.Yani bir buçuk saat boyunca bir kere kart bastıktan sonra diğer taşıtlarda kart bedava basıyor.Birde her sabah tıklım tıklım gidiyoruz.Oturacak yer bulursan senden iyisi yok demektir.Metroda kadının söylediklerini bile ezberledim ve artık evde kendi kendime kapıyı kapatırken "Lütfen dikkat!kapılar kapanıyor,tren cumaovası yönüne gider"cümlesini söylemeye başladım.Annemde bana "iyi ezberlemişsin ha" diyor.Ezberlememek mümkün mü?
 Yine bir gün okulun karşısındaki duraktan metroya bindim.Otobüste hep kalabalık.Demiri tuttum gidiyorum.Arkamdan kadının biri resmen çiğneyerek geçmek istedi beni ya.Adamın biride elini çeker misin?dedi.Ne desen yeridir.Elimi çektim ama düşüyordum ya resmen.Amcanın birinin kolunu sıktım.Rezil oldum resmen.Ben artık aktarmaya kadar suratı beş karış otobüste dışarıyı izliyorum.Kendi kendimi yiyorum ama resmen.Neyse indim otobüsten aktarmaya bineceğim bastım kartı geçemedim turnikeden takıldım ama geçtim sonunda ya.İndim merdivenlerden metroyu bekliyorum yüzüm beş karış.Metro geldi bindim elinde telefonuyla oynayan bir genç çocuk vardı yüzüme baktı bende yüzümü çevirdim hemen boş bir yere oturdum.Pencere kenarındaydım ve gökyüzünü izledim bir müddet.Pemceremden güneşin camdan yansımasıyla içim açıldı resmen.Ve çapraz köşedeki o yakışıklı çocuğu gördüm.Nasıl da yakışıklıydı.Beni görmemesi için dışarıyı izliyormuş gibi yaptım.Ama gözüm hep ondaydı.Bir ara göz göze bile geldik ve ben hemen kafamı çevirdim,bir daha da bakmadım doğrusu.Çünkü durağıma gelmiştim.Bir de oturduğum yerde karşımda duran ve bana doğru bakıp gülümseyen o küçük kız çocuğu sanki günün bütün moral bozukluğunu alıp götürdüler benden.Oysa ufak bir tebessüm bile mutlu olmama yetiyor.Şimdi insanlar birbirlerine gülümsemek yerine kalp kırmayı tercih ediyorlar.Geçenlerde yine bir genç kıza gülümsedim.Kendini beğenmiş sadece yüzüme baktı.Üzüldüm tabi.Neden ufacık bir tebessümü çok gördü ki bana?
  Hem pencereden dışarı izliyor,hem de çaktırmadan çocuğun yüzüne bakmaya çalışıyordum,durağa gelmeden.Pencereden dışarıyı izlerken çantamdan çıkardım kalemimi,kağıdımı ve şunları yazmaya başladım:
  "Umudunu yitirme,gökyüzüne bak.Belki de güneş bugün senin için doğmuştur.Yeryüzüne bakma orada senin canını incitenler olacaktır,seni arkandan vurmak isteyenler de tabi.Umursama kimseyi,gökyüzü umut dolu.Bugün yeni bir gün ve belki otobüste kötü olaylar yaşadın.Ama kim tanıyacak ki bir daha seni.Hem sen demiyor muydun?Güneş her gün doğar,umutla doğar,yeni bir günün hatırına daha mutlu doğar diye.Çiçeklerin güzelliklerini gör(o sırada metroyla giderken zakkum çiçeklerini görmüştüm).Onlar sanki insanların bütün dertlerini,kederlerini ufak bir tebessümle söküp alıyor gibi.Boşver umursama kimseyi.Hayat herkesi,her şeyi takmak için zaten çok kısa değil mi?Bırak onlar üzülsünler seni üzdükleri için senin o güzel yüzünü asmaya değmez kimse."Kendi kendinin doktoru ol der annem bana hep bende onu dinlemeye başladım artık.Dertlerimi,sıkıntılarımı aktardığım kağıdım,kalemim ve blogum olmasa deliririm herhalde.Birde her şeyi bu kadar kafama takmasam daha mutlu olabilirim.Hatta olurum da bence.
  Biliyor musun?Üniversite beni yavaş yavaş açtı sanki.Artık daha çok konuşur oldum insanlarla.Hocalarımız bize 'hocam' diye hitap ediyor.Atatürk İlkeleri ve İnkılapları dersinde hocanın sorduğu soruya 'ben cevaplamıyım' demesem daha iyi olurdu belki.LYS'de bir türlü ezberleyemediğim ve hatırlıyorum da tekrar tekrar okumak zorunda kaldığım yerden geldi soru ve hoca listeden kaldırdı.Hayır benim adımı nereden buldu anlam veremiyorum hala.Yahu lisede ne güzel başlardaydım ve hocalar listenin tamamını kaldırmadıkça benim adımı söylediklerini hiç hatırlamıyorum.Tam başka konuya kalkacaktım ki çocuğun biri benim söyleyeceğim cevabı söyledi.Bu böyle olmayacak en iyisi en başından çalışmak,işi sıkıya almak gerekir.Hocalarımı çok sevdim ama profesörlerin anlattıklarından pek bir şey anlamıyorum ya.Hele sosyal psikolojicinin dersinde bütün sınıf uyuyoruz.Tek hatırladığım şey ise hocanın intihara girişmiş olmasıydı.Başkada bir şey kalmadı aklımda.Hani diğer yazımda yazılı anlatım hocası ödev verdi demiştim.Geçen hafta pazartesi ben kalkmadım yazımı yazmaya.Utandım ya ne biliyim.Aklıma şöyle bir cümle geldi:'Yaşamaktan korkma,yaşamın senden korkması için çaba harca.'Siz nasıl buldunuz? 

2 yorum:

  1. Sana üniversitenin böyle bir katkısı olmuş. Son yazıların hep üniversitenle ilgili yani hayatına işlemiş ve etki etmiş. Ben liseyi yatılı okumuştum ve blog yazmaya o zaman başlamıştım. Gerçi o zaman ki blog sitemi sildiler, üzerinden yıllar geçti ama şimdi yeniden yazıyorum işte! Bu arada üniversite güzel de zamanla bu tadını yitirecek, benim 3. senem ve artık bazı şeyleri takmıyorum. Bu arada bayramın kutlu olsun ve kendi blog siteme de beklerim. Hatta şu linkteki http://hususikalem.blogspot.com.tr/2014/10/bayram-falan.html bayram yazımı özellikle oku sonra vaktin olursa diğer yazılarıma da bakarsın. Kal sağlıcakla :)

    YanıtlaSil
  2. Yazmaktan vazgeçmediğine çok sevindim.Ne güzel bende takmamayı öğrenebilsem insanları.Sizinde bayramınız kutlu olsun.Vakit buldukça bakarım blogunuza.

    YanıtlaSil