21 Eylül 2017 Perşembe

Üzgünüm... İyi insanların kalbini kırdım. Bunları istemeyerek yaptım. Çünkü hayat bana öyle bir oyun oynuyorduki kendimi çıkmaz sokakta köşeye sıkışmış biri olarak hayal ediyordum ve can havliyle kime sataşacağımı bilemiyordum.İyi olanı kötü olandan ayıramıyordum. Yaşlandıkça olgunlaşırım sanıyordum ama bir gıdım öteye gidemiyordum. Hayat bana azla yetinmeyi,ulaşamayacağım şeylere o kadar da heves etmememi gösterdi. Sanki her şey bitti. Ben artık yirmili yaşlarımda yaşlandığımı hissediyorum.
 İnsanları uzaktan seyrediyorum. Her şey anlamsız. Sahte mutluluklar bana göre değil. En büyük desteğim kendim. Kime güvensem beni yaraladı, sırtımda derin izler bıraktı. Bunların farkında değiller, fark ettirmedim çünkü. Hayır, iki yüzlülükten değil, sabrımdan.Bunları onlara göstermenin zamanı değil. 

7 Eylül 2017 Perşembe

Yaşıyorum

Canımı sıkan şeylerden uzak durmaya çalışıyorum şu aralar. Ama nereye gidersem gideyim geçmişim beni bırakmıyor. Evimizi iki yıl önce toz piresi sardı ve hala kurtulamadık. Hayallerim var okuluma devam ediyorum. Ama zihnim çok yoruldu. Şu an köyümdeyim, burada biraz yaşam alanı buldum ama evimi özlüyorum. Allah başka dert kaza vermesin yine de. Sabırla bekliyorum gelecek olan o güzel günleri. Ruhum bozuldu. Her türlü ilaç deniyoruz ama yine de bana mısın demiyor hayvan. Ölümle burun buruna geldik neredeyse. Sevdiklerimizle ailemizle o yaz akşamlarında bahçemizde buluşamıyoruz, konuşamıyoruz bile.
 Köyde olmak bir nebze iyi geliyor ama çok sıkılıyorum. Kimseler yok çünkü köyde. Seksenlerde terk edilen, genelde yaşlıları kalmış bir köy. Şehirde oturan arkadaşlarım gelmiyorlar bile. Ama bana tatil köyü gibi geliyor. Çünkü o kadar sıkıldım ki kalabalıktan,gereksiz insanlardan... Okullar açılıyor gitmeme az kaldı. Artık son sınıf oldum. Hatırlıyorum da buraya ne çok yazardım birinci sınıfta, ondan önce. Hayatta böyle bir sınav koydu işte önümüze, sınanıyor gibiyiz. Umudumu yitirmedim, bu süreçte çok dostum düşman oldu belki ama kimin gerçek kimi sahte olduğunu anladım en azından. Bir gün buralardan annemi de babamı da alıp gideceğim. Yoksa dost görünümlü akrabalardan kurtulmanın yolu yok. Her şeye rağmen mutluluğu aramaya devam edeceğim çünkü yaşıyorum. Sevgiler... 

24 Aralık 2016 Cumartesi

Sen Yine De Affet Beni

Ben hep böyleyim işte
Karanlığı severim
Öyle somut değil, bilirsin karanlıktan korkarım.
Soyut karanlık benim sevdiğim
Ruhumun karanlığı
Neden diye sorma
Çünkü cevabı biliyorsun.
İnsan gözlerini kapattığı zaman hisleri daha da belirginleşir, kalbine kadar ulaşır. Öyle bir karanlık işte benim karanlığım, içimde.
Biliyorum
Tüm bunlar saçma geliyor sana gelebilir de...
Ama inan kendimi değiştirmeye, geliştirmeye çalışıyorum.
Ve galiba bunu yapmak istedikçe daha da batırıyorum her şeyi.
Sen yine de affet beni, olur olmaz laflarıma düşüncelerime aldırma ne olur.
Sanırım deliliğe giden yolda ilerliyorum ve bunu bile bile engel koyamıyorum, üzgünüm.
Sen yine de affet beni ani patlamalarım, düşüncesizce sözlerim olabilir.
Yine de diyemem sana beni böyle sev diye..
Şimdi;
Geldi değil mi ayrılık vakti?
Gitmeden önce bir şey rica edeceğim
Beni bir yerlerde bir şekilde görürsen bir selam vermeyi çok görme emi?

23 Nisan 2016 Cumartesi

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı

Bugün 23 Nisan ve o hiç ayrılamadığım çocukluğumdan, izlerini taşıyarak bugünde yaşıyorum.Zaman zaman aklıma geliyor çocukluğum.Annemin beni her 23 Nisan sabahı ablamla sahile götürdüğü zamanlar geliyor aklıma.Mutluluğu sadece oyunda bulduğum yılar.Yaşımı büyük söylediğim ve hatta bir an önce büyümek istediğim o masum yıllar.Şimdi ne değişti diye soruyor insan kendine.
Özgürlüğüm
Masumluğum
Umudum
Hayallerim
Beklentilerim
Bilincim
Hayat hikayem bile değişti.Yaşım yirmi olsa da hala salıncağa biniyorum.Galiba çocukluğumdan beri tek olumlu yaptığım şey insanları eskisi kadar umursamamak.Rahat olmaya çalışıyorum.Yeni insanlar tanımaya(çocukluğumda korktuğum o insanlar),yeni yerler elbette keşfetmeye çalışıyorum.Fakat ister yirmi olayım ister otuz telefonum hala zırıl zırıl.Anneme anlık olarak nerede olduğumu bildirmem gerek.
 Çocukken içe dönük bir çocuktum.Gerçi hala öyleyim kimseyle anlaşamıyorum ve genellikle bireysel takılmayı seviyorum.Şimdi üniversite de dörtlü kız grubum var.İnsan iletişimin de kendimi bütün ergenliğim boyunca odama kapattığım için çok gerideyim.Kimseye ayak uyduramıyorum kolay kolay.Fakat her nasıl oluyorsa bu kız grubum bana katlanıyorlar.Kimseyi üzmek istemiyorum ve bunu yapmak istemedikçe sanki etrafımı daha çok yakıp yıkıyorum.Belki de bazen başaramıyorum ben yaşamayı başaramıyorum gibi geliyor.
 Bugün çocuk bayramı bugün Atatürk'ün ve atalarımızın yaptıkları büyük işler unutturulmaya çalışılıyor.Bizler Türk Gençliği Atalarımızın bizlere armağan ettiği bu kutlu günleri unutmayacak ve unutturmayacağız.Çocuk istismarları Allah katında cezalandırılsın ve bir daha böyle bir olay dünyanın hiçbir yerinde asla yaşanmasın.

8 Ocak 2016 Cuma

Mutlu Olmak

Mutlu olduğuma inanarak yaşadığım için mi yoksa gerçekten mutlu olduğum için mi mutluyum bilmiyorum. Ne kadar mutlu olursam olayım beni mutsuzluğa iten hüzünlendiren bir şeyler oluyor içimde.İçimden kaçma mücadelem beni daha da içime içime bağlıyor.Her zaman bir kurtuluş vardır, biliyorum. Her şey beyinde bitiyor.Benim en büyük hatam başarısızlığa inanmış olmak.Insanoğlu isteyince yapamayacağı şey yoktur biliyorum..eee neden o zaman hayatta başarılı olmak için icraate geçemiyorum.Tembellikten nefret ederken neden hep bir tembel olma yoluna giriyorum anlamıyorum.Yaşam enerjim tükenmiş gibi.Yakın zamanda öleceksin deseler 'olabilir'gibi bir cevapla umursamamazlıktan geleceğim gibime geliyor.
 Yorgunum...Ve beynim hiçbir şeyi algılayamıyor.
 Üzülüyorum...Ve düşünüyorum nasıl bir dünya bu böyle?
 Karamsar olma, iyi yönünden bak her şeye diyorlar bana.'Bırakalım da Polyanna'ya kalsın iyimserlik'diyorum. Gülüyorlar.
Kim ne derse desin senin hakkında dinlemeyeceksin.Seni senden başka iyi tanıyan hem de önyargılı olmadan tanıyan kimse yok bu hayatta.
Hani derler ya mutlu olmanın formülü umursamamak aynen öyle işte.
Affedecekain ama unutmayacaksın
Üzülsen de belli etmeyeceksin, dimdik duracaksın
Eğer mutlu olmak istiyorsan mutlu etmeyi de bileceksin.

3 Ocak 2016 Pazar

Havada Kış Var

Penceremden bakıyorum
Havada kış var
Ağaçlar soğuğa direniyor
Nereden mi biliyorum
Çünkü yapraklarını dökmüşler çoktan
Benim pencerem öyle uçsuz bucaksız denize bakmaz
Öyle göğe de baktığı pek söylenemez
Dedemgilin evi kapatır biraz
Biraz da bahçedeki otlar
Kimseyle pencere pencereye gelmez
Bizim salonun penceresi
Kafam dolar, açar bir bakarım öyle
Karşıda babaannemlerin mahallesi ve vızır vızır araba sesleri
Annemin bahçeye ektiği gül çiçek açmış aralık ayında
Ocağa geldik bak hâlâ direniyor soğuğa
Havada kış var
Cebimde ellerim
Söyleyin bu geç gelen kış ne zaman gider
Ben nedense pek sevmediğim o yazı özledim
Nedendir bilmiyorum
Kendi odamdaki penceremden baktığım zaman
Evimizin gölgesiyle beraber, mahallemize vuran güneşi özledim
Söylesem geçer mi içime dolan bu koca yığın
Bağırsam gider mi içimdeki enkaz
Neden hep susmayı tercih ettim?

Ben açık sözlüyümdür bilesin
Ağzıma ne gelse söylerim
Aman dikkat söverim demedim
Yakışık almaz bir hanımefendiye

Hanımefendi kulaklarımda ne garip bir kelime

Havada kış var
Ömrüm geçiyor bak yine vize, final
Ha yağdı yağacak yağmur
Yağmurun altında ıslanmakta fayda var

Hasta olursun! Demesine bakmadan annenin
Aaa deliye bak! Demeden çevrenin
Romantizme bak! Diye dalga geçmeden kimsenin
Islanmasını bilmelisin hunharca yağan yağmurda
Öyle ya da böyle"elalem ne der"diye yaşarsan
Hayatına elalemden ördüğün zincirlerin arkasından bakarsın
Yine de haddini bileceksin
Geçmişe dönüp baktığında pişman olmayacaksın yaptığın işlerden
Geçmişinden güzel anılar bırakacaksın evlatlarına
Onlar seni dinledikçe örnek alacak

Havada kış var, yıl 2016'nın ilk ayı
Yeni yılda değişen bir şey yok deme
Kalk ve hayatını kendin değiştir.

03.01.2016 (Pazar)
Saat:14.26




8 Ekim 2015 Perşembe

Umutsuzluk,Umutsuzluk ve Yine de Bir Umut

Gökyüzünün bulutları ağırladığı zamanlarda metro yolculuğunu çok seviyorum.Kafamda senaryolar kuruyorum kendi kendime ve istasyona yaklaştığımı anca fark ediyorum.
 Yaşam için enerjim kalmadı resmen.Yorgunum...Ruhen ve bedenen çökmüş hissediyorum.En ufak şeyleri bile kafama takmada o kadar ustayım ki.Zamanımı boşa harcamaktan ve yaptığım etkinlik listelerine uymamaktan nefret ediyorum.Hep başkalarının işine koşmaktan kendimi öylesine unuttum ki.Hayır,ben arka koltukta unutulmuş gibi değil,arka koltuğa zincirlenmiş gibi hissediyorum.Kendimi yeniden sıkıştırdım içimdeki o küçük dünyaya ve yeni dünyalar keşfetmeye hiç niyetim yok gibi.Yalnızlık bir yaşam biçimi ve ben bu yaşam biçiminin müptelasıyım.Sanki terk edilmiş ve gidenlerin arkasından öylece bakakalmış biri gibiyim.Tüm bunlara rağmen öğreniyorum kendimle barışmayı ve bu dünyada kendimden başka dostumun olmadığını.İnsanların beni sevip sevmemesini umursamıyorum bile artık.Niye umursuyordum ki onu da anlamıyorum şimdi.
 Yaşadığımı hissetmiyorum bazen.Ya şarkıların içine karışıyorum ya da gökyüzünün seyrine dalıp kendimi unutuyorum.Yaşadıkça öğreniyor insan her şeyi.Ve ben geçtiğimiz salı 20 yaşımı doldurmama rağmen hala kim olduğumun farkına varamadım.Değiştiğimi söyleyenler oluyor.Eskiden daha mutluydun sen diyorlar.Belki de yoruldum artık mutluymuş gibi görünmekten.Kendimi aramaya devam edeceğim.Kendimle barışık olmayı tamamen öğrendiğim,kendime döndüğüm o günler de gelir bir gün belki.Ben her zaman bekleyeceğim.Çünkü şuanda tek yapmam gereken şey bu gibi.